İçeriğe geç

TUTUNAMAYANLAR-Oğuz Atay

Okumayı en çok istediğim kitaplardan bir tanesi hiç şüphesiz “Tutunamayanlar” dı. Bu kitabı okumak istememin en büyük nedeni sanırım Poyraz Karayel dizisi. 🙂 Kitap sevdiren ender dizilerden. Konumuz tabii ki Poyraz Karayel değil 🙂 şimdi kitap hakkındaki görüşlerime geçebilirim.
Kitabın baş karakterlerinden Turgut Özben‘in arkadaşı Selim Işık‘ı kaybetmesinden sonra gelişen olayları anlatıyor kitap.
Selim Işık Tutunamayanlar‘ın lideri, bir türlü hayata tutanamayıp en son kendi hayatına son veriyor.
Büyük şehirlerdeki karmaşık hayatları çok güzel anlatan bir kitap. Kimine göre tam bir başkaldırı kitabı.
Kitabın en güzel kısımları hiç şüphesiz Turgut Özben’in Olric ile olan konuşmalarıdır.
Kitap 1970’li yıllarda yazılmasına rağmen günümüzü anlatıyor. Çünkü hepimiz disconnectus erectus’uz, yani tutunamayanlarız. 🙂


Eee şimdi ne yapayım ? Kitabı okuyayım mı? derseniz. Okuyun, okutun. Türkçe eserler arasında en başarılı kitap diyebilirim.
Şimdi kitaptan bir kaç alıntı yapacağım…

“Çok şey vardı anlatılacak.
O yüzden sustum.
Birini söylesem diğeri yarım kalacaktı.
Sen duydun mu sustuklarımı?”

“Kendime yeni bir önsöz yazmak istiyorum. Yeni bir dil yaratmak istiyorum. Beni kendime anlatacak bir dil. Çok denediler, efendimiz. Allah’tan, ne denediklerini bilmiyorum, Olric. Hiçbir geleneğin mirasçısı değilim. Olmaz, diyorlar. İsyan ediyorum. Az gelişmiş bir ülkenin fakir bir kültür mirası olurmuş. Bu mirası reddediyorum Olric. Ben Karagöz filan değilim. Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz. Kapı kapı dolaşıp dileniyoruz. Son kapıya geldik. İnsaf sahiplerine sesleniyoruz. Ey insaf sahipleri! Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. “

“Ölmek bile, kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir.”

“-Vazgeçmeli miyim? Vazgeçilebilir mi?
– Vazgeçmeler gidenler içindir efendimiz, siz sevmelere devam etmelisiniz…
-O halde sevelim Olric.”

“Beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna…”
“Artık yaşamak istemiyorum Olric. Onların istediği gibi yaşamak istemiyorum.”

“Öyleyse, bende hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım. Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur.”

“Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum…”

“Geçer elbet efendim. Bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer; ama mutlaka geçer…”

“Olric, birini nasıl seviyorduk?
Nerden başlıyorduk?
İlk önce seviyor muyduk?
Yoksa ilk önce güveniyor muyduk?
Neyse çayı nasıl demliyorduk ?”

“Alışkanlıktan başka birşey bilmedikleri için, sizinde yokluğunuza alışacaklardır.”

 

Bir başka kitap yorumunda görüşmek üzere.

Tarih:GenelKitap Yorumu

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir